Maliye Postası Dergisi
ESER SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN ALACAK İLE İLGİLİ YAPILAN İCRA TAKİBİ
T.C. YARGITAY
ALTINCI HUKUK DAİRESİ
E: 2021/3234
K: 2022/401
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ile ilgili yapılan icra takibine itirazın iptâli talebine ilişkin olup, bozmaya uyan yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı davasında 31.07.2012 tarihli sözleşme ile davalıya ürettikleri malzemeleri teslim ettiklerini, davalı ... Üniversitesinin sözleşmeye konu malların bedelini iki yıl ödemediğini, bunun üzerine Sivas 1. İcra Müdürlüğünün 2014/1388 sayılı dosyası ile aleyhinde icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun borca itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, ancak itirazdan yaklaşık bir kaç gün sonra borcu ödediğini, davalının borca itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek itirazın iptâline, icra dosyasına yapılan 998,00 TL masraf, 23.873,76 TL olarak talep edilen işlemiş faizin 15.000,00 TL'si alacak asıl ve işlemiş faiz için 15.000,00 TL avukatlık ücreti yönlerinden takibin devamına karar verilmesini, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı savunmasında davacı ile imzalanan sözleşmenin 12. 2. 3. maddesinde ödemelerin döner sermaye bütçe durumuna göre yapılacağının kararlaştırıldığını ve buna göre ödeme yapıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemece, takip sonrasında asıl alacak tutarının ödendiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, koşulları oluşmayan davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine dair verilen ilk hüküm, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/5185 Esas, 2018/130 Karar, 22.01.2018 günlü ilamı ile itiraz sonucu takibin durmasından sonra icra dosyası dışında haricen ödeme yapıldığı, davalı/borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptâli yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce bu dosya üzerinde alacaklı istemi yönünden bir işlem yapılamayacağından, icra takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve icra giderleri hakkında sonuç doğuracak şekilde itiraz konusunda yerel mahkemenin bir karar vermesi gerektiği belirtilerek bozma kararı verilmiştir.
Bozmaya uyan yerel mahkemece, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek takibin devamı ile davacının takip tarihine kadar işlemiş faize yönelik talebinin
reddine, takipten sonra yapılan ödemelerin, takip masraflarının ve takip vekalet ücretinin icra müdürlüğünce infaz aşamasında değerlendirilmesine, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak 152.928,00 TL'nin % 20'si olan 30.585,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 152.928,00 TL üzerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 18.478,16 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermiş, bu karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, İcra ve İflas Kanunu'nun 67.maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık; icra takibinden sonra ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönüyle davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle belirtilmelidir ki, itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır.
Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira, itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da, ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2004 gün, E:2004/9-508 K:2004/562; 30.03.2005 gün, E:2005/19-200 K:2005/210; 08.06.2005 gün, E:2005/19-270 K:2005/365; 18.04.2007 gün, E:2007/19-159 K:2007/220; 04.07.2007 gün ve E:2007/13-453 K:2007/453; 09.02.2011 gün ve E:2011/13-29, K:56 sayılı kararları).
Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır.
Nitekim aynı ilke, Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2003 gün ve E:2003/19-589, K:2003/645 sayılı ve E:2011/19-532,K:2011/640 sayılı ilamında da benimsenmiştir.

AĞUSTOS 2026 MALİYE POSTASI İÇİNDEKİLER
İŞLETME BEDELİ ALACAĞI VE FARK BEDELİ TALEP EDİLMESİ
ESER SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN ALACAK İLE İLGİLİ YAPILAN İCRA TAKİBİ
VERGİ DAİRESİNE OLAN BORÇLARIN DÜŞÜK TECİL FAİZİ İLE UZUN SÜRELİ TAKSİTLENDİRİLMESİ
VERGİ USUL KANUNU KAPSAMINDA ELEKTRONİK TEBLİGAT SİSTEMİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ AMACIYLA YAPILAN DÜZENLEMELERİN ANALİZİ VE DİKKAT EDİLEMESİ GEREKEN BAZI HUSUSLAR
YURTDIŞINDA ELDE EDİLEN KAZANÇ VE İRATLARA İLİŞKİN GELİR VERGİSİ İSTİSNASI
SOSYAL GÜVENLİK MEVZUATINDA 4/a ve 4/b SİGORTALILARI AÇISINDAN MALULLÜK SİGORTASININ ESASLARI
SGK’ YA BORCU OLANLARA ÇOK ÖNEMLİ AVANTAJLAR GETİRİLMİŞTİR
ÖZEL ESASLARA ALINMAYA KARŞI AÇILAN DAVALAR
