Maliye Postası Dergisi
TASFİYE SONUCUNDA GERÇEK KİŞİLERE DAĞITILAN TUTARLARIN VERGİSEL BOYUTU
Fahrettin AÇAR
Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca kurulan şirketlerin sona erme sebeplerinden biri olan tasfiyenin amacı, şirketin varlıklarının paraya çevrilerek borçlarının ödenmesi, geriye bir para kalırsa da bu paranın şirket ortaklarına dağıtılmasıdır. Tasfiye sonucunda, ortaklara şirkete koydukları sermaye paylarının geri verilmesinden sonra dağıtılacak olan para da "tasfiye payı" olarak ifade edilmektedir. Şirketlerin sona erme sebeplerinden biri olan tasfiye sonucunda borçların ödenmesinden sonra kalan tutarların ortaklara dağıtılması gerekmektedir. Bu dağıtım şirketin ortaklarının sermayesi oranında yapılması gerekmektedir. Ortakların sermaye paylarının dağıtılmasından sonra kalan tutarların dağıtılması tasfiye paylarının hangi kapsamda değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda elde edilen tutarların vergisel boyutu da önem arz etmektedir. Bu çalışmamızda tasfiye paylarının yani ortaklara sermayelerinin dışında bir tutarın ödenmesi durumunda elde edilen gelirlerin vergisel boyutu çok önemlidir. Bu çalışmamızda bu gelirlerin hangi gelir unsuru kapsamında değerlendirileceği ve vergilendirilip vergilendirilmeyeceği hususlarına açıklık getirmeye çalışacağız.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinde; "Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradıdır.
Kaynağı ne olursa olsun aşağıda yazılı iratlar menkul sermaye iradı sayılır:
1- Her nevi hisse senetlerinin kâr payları (kurucu hisse senetleri ve diğer intifa hisse senetlerine verilen kâr payları ve pay sahiplerine hazırlık dönemi için faiz olarak veya başka adlarla yapılan her türlü ödemeler ile Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları katılma belgelerine ödenen kâr payları ile konut finansmanı fonlarını temsilen ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetlere ve varlık finansmanı fonlarını temsilen ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetlere ödenen faiz, kâr payı veya benzeri gelirler dahil.);"
hükümleri yer almakta olup, Gelir Vergisi Kanunu uygulamasında menkul sermaye iratları açısından vergiyi doğuran olay hukuki ve ekonomik tasarrufun gerçekleşmesidir. Vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesinde gelirin sahibi tarafından talep edilebilir hale gelmesi anlamına gelen hukuki tasarruf aşaması, gelirin istendiği anda sahibine ödenecek hale gelmesi anlamına gelen ekonomik tasarruf aşamasınca izlenmektedir.
Ayrıca Gelir Vergisi Kanunun; 22’ inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde, "Tam mükellef kurumlardan elde edilen, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarının yarısı gelir vergisinden müstesnadır. İstisna edilen tutar üzerinden 94 üncü madde uyarınca tevkifat yapılır ve tevkif edilen verginin tamamı, kâr payının yıllık beyanname ile beyan edilmesi durumunda yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilir."
"Toplama Yapılmayan Haller" başlıklı 86 ncı maddesinin birinci fıkrasında, "Aşağıda belirtilen gelirler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirler beyannameye dahil edilmez.
1. Tam mükellefiyette;
a) Gerçek usulde vergilendirilmeyen ziraî kazançlar, bu Kanunun 75 inci maddesinin (15) ve (16) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratları, kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı,
c) Vergiye tâbi gelir toplamının [(a) ve (b) bentlerinde belirtilenler hariç] 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmaması koşuluyla, Türkiye'de tevkifata tâbi tutulmuş olan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları," hükümlerine yer verilmiştir.
Mezkur Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendinde ise, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara, dar mükellef gerçek kişilere, dar mükellef kurumlara (Türkiye'de bir işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla kâr payı elde edenler hariç) gelir ve kurumlar vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (4936 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 22/12/2021 tarihinden geçerli olmak üzere %10) birinci fıkrada belirtilenler tarafından tevkifat yapılacağı belirtilmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Tasfiye" başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında her ne sebeple olursa olsun tasfiye haline girmiş kurumların vergilendirmesinde hesap dönemi yerine tasfiye döneminin geçerli olacağı, tasfiyenin kurumun tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihte başlayacağı ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona ereceği, başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı ve tasfiyenin sona erdiği dönem için ilgili takvim yılı başından tasfiyenin bitiş tarihine kadar olan dönemin bağımsız bir tasfiye dönemi sayılacağı hükme bağlanmıştır.
7556 SAYILI KANUNUN GETİRDİĞİ VERGİSEL DÜZENLEMELER
TASFİYE SONUCUNDA GERÇEK KİŞİLERE DAĞITILAN TUTARLARIN VERGİSEL BOYUTU
TASFİYE DÖNEMİ VE ENFLASYON DÜZELTMESİ
OTO ALIM, SATIM VE KİRALAMA İŞLERİNDE ÖDEME KAYDEDİCİ CİHAZ KULLANMA MECBURİYETİ
HİZMET İHALELERİNDE SÖZLEŞME GEÇ İMZALANIR İSE DAMGA VERGİSİ VE TEMİNATLAR ETKİLENİR Mİ?
YABANCI ŞİRKETLERE AİT TÜRKİYE’DEKİ İRTİBAT BÜROLARI REKLÂMCILIK FAALİYETİ İLE UĞRAŞABİLİR Mİ?
İMAR PLANI DEĞİŞİKLİKLERİNDE YENİ DÖNEM: DEĞER ARTIŞ PAYI
ŞİRKET BİRLEŞME. BÖLÜNME VE TÜR DEĞİŞTİRMELERİNDE DENKLEŞTİRME DAVASI
SGK AÇISINDAN HİZMET AKDİNE BAĞLI SİGORTALILIK
SGK UYGULAMASI VE YARGI KARARLARINA GÖRE ANNE/BABANIN ÖLÜM AYLIĞI/GELİRİ BAŞLANGIÇ TARİHİ NE OLMALIDIR?
İŞYERİNDE HER ÇALIŞMA DENKLEŞTİRME KONUSU YAPILABİLİR Mİ?
