Maliye Postası Dergisi
ÜST YARGI AŞAMASINDA MALİ TATİL
Ramazan AYDEMİR
1. GİRİŞ
Anayasa’da belirtildiği üzere devlet, çalışma hayatının standartlarını yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek, çalışma barışını sağlamak, çalışmayı desteklemek ve çalışanları korumak için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Bununla birlikte dinlenmenin her çalışanın hakkı olduğu da Anayasa’da belirtilmiştir. Söz konusu mali tatil uygulaması ile başta Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere, çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile meslek mensupları tatil yapabilecek olup çalışmaların daha düzenli ve verimli olmasının sağlanması hedeflenmektedir. Bu yazımızda dava aşamalarının üst yargıya intikal ettiği durumlarda mali tatilin istinaf, temyiz ve karar düzeltme aşamalarına etkisi ele alınacaktır.
2. MALİ TATİLE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
2.1. Mali Tatilin Gerekçesi
Vergilerin etkin bir şekilde toplanmasının ve kayıt dışılığın önlenmesinin ülkemiz mali sistemi açısından büyük önem taşıdığı, mali müşavirlerin vergi kanunlarıyla ve diğer kanunlarla mükelleflerin yapmak zorunda oldukları işlerde birer aracı konumunda oldukları, bu nedenle yoğun iş temposuna maruz kalan mali müşavirler için mali tatil düzenlemesi yapılmasının çok önemli bir insani ihtiyaç olduğundan hareketle ihdas edilmiştir.
2.2. Mali Tatilin Uygulanacağı Tarihler
5604 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, "Her yıl temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) malî tatil uygulanır. Haziran ayının son gününün tatil günü olması halinde, malî tatil, temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden başlar" hükmü yer almaktadır.
Söz konusu fıkra hükmüne göre mali tatil, her yıl temmuz ayının birinci gününden (haziran ayının son gününün resmi tatil olması halinde ise temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden) başlayarak aynı ayın yirminci günü sona erecektir.
Buna göre, mali tatil 2026 yılında 1 Temmuz Çarşamba günü başlayacak olup 20 Temmuz Pazartesi günü sona erecektir.
2.3. Mali Tatil Nedeniyle İşlemeyen Süreler
5604 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinin (3) numaralı fıkrasında, "Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri malî tatil süresince işlemez. Belirtilen süreler malî tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlar" hükmüne yer verilmiş olup bu hükmün uygulanmasına ilişkin dava açma sürelerine ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
2.3.1. Dava Açma Süreleri
İkmalen, re'sen veya idarece yapılmış olan tarhiyatlara karşı mükelleflerin dava açma süresi, tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gündür.
Dava açma süresinin mali tatile rastlaması halinde süre, mali tatil süresince işlemeyecektir. Mali tatil nedeniyle uzayan dava açma süresinin son gününün 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca çalışmaya ara verme süresine rastlaması durumunda ise dava açma süresi, çalışmaya ara vermenin sona erdiği günü izleyen günden itibaren yedi gün uzayacaktır.
2.3.2. Dava Açma Sürelerine İlişkin Örnek
Yapılan ikmalen tarhiyat sonucu düzenlenen vergi/ceza ihbarnamesinin 18 Haziran 2026 tarihinde mükellefe tebliğ edilmesi durumunda, söz konusu tarhiyata karşı dava açma süresi 18 Temmuz 2026 tarihinde sona erecektir. Ancak, 2025 yılı için mali tatil 1 Temmuz 2026 tarihinde başladığından, söz konusu sürenin mali tatile rastlayan 18 günlük kısmı işlemeyecek ve dava açma süresi mali tatilin sona erdiği tarihten itibaren 18 gün uzamak suretiyle 7 Ağustos 2026 tarihi mesai saati bitiminde sona erecektir. 7 Ağustos 2026 tarihinin de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca çalışmaya ara verme süresine rastlaması nedeniyle dava açma süresi, çalışmaya ara vermenin sona erdiği günü (5 Eylül 2026) izleyen günden itibaren yedi gün uzayacak ve söz konusu sürenin son günü 12 Eylül 2026 tarihi olacaktır.
3. ÜST YARGIYA TAŞINAN DAVALAR
3.1. Kavramsal Çerçeve
T.C. Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğünde yer aldığı üzere konuya ilişkin kavramsal çerçeveye aşağıda yer verilmiştir.
İstinaf: Bir işe yeniden başlamak, dava mahkemeleri ile temyiz mahkemesi arasındaki bir derece yüksek mahkemeye verilen isimdir.
İstinaf Mahkemesi: İstinaf, Arapça kökenli bir kelime olup İstinaf Mahkemesi Yargıtay ile ilk derece mahkemeleri arasında olan yargısal denetimin adıdır.
İstinaf Kanun Yolu: İlk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur.
Temyiz: İlk derece mahkemelerince verilen yargı kararlarının esas ve usul açısından denetime tabi tutulduğu üst derece mahkemesidir. Bu denetim isteme işine de temyiz işlemi denilir.
Karar düzeltme: Temyiz incelemesinden geçen bir yargı kararının yeniden gözden geçirilmesinin talep edildiği istisnai bir kanun yoludur. Karar düzeltme süresi, Yargıtay veya Danıştay gibi üst mahkemelerin verdiği kararlara karşı, hukuka aykırılık gerekçesiyle kararın düzeltilmesi için tanınan ve kararın taraflara tebliğinden itibaren başlayan yasal başvuru süresidir.
Bu başvuru, ancak belirli ve sınırlı sebeplerin varlığı halinde mümkündür. Örneğin;
-Kararın açık bir hukuki hata içermesi
-Dosyada mevcut delillerin değerlendirilmemesi
-Maddi hata yapılması
Temyiz ve karar düzeltme arasındaki fark; temyiz, yerel mahkeme kararına karşı başvurulan ilk üst denetim yoludur. Karar düzeltme ise temyiz incelemesi sonucunda verilen karara karşı başvurulabilen ikinci ve istisnai bir yoldur. Temyiz daha geniş kapsamlı bir inceleme sunarken, karar düzeltme daha sınırlı ve teknik bir inceleme içerir.
İstinaf ve temyiz arasındaki en temel fark ise, dosyanın incelenme şeklidir. İstinaf mahkemesi davayı hem maddi (deliller, tanıklar) hem de hukuki yönden baştan incelerken, temyiz sadece hukuka uygunluk denetimi yapar, delilleri tekrar değerlendirmez.
3.2. Mahkeme Kararları Çerçevesinde Mali Tatilin Kapsamı
Konuya ilişkin temyiz, istinaf ve karar düzeltme kapsamında verilen mahkeme kararları araştırılmış olup aşağıdaki hususlara ulaşılmıştır.
3.2.1. Temyiz Hakkında

HAZİRAN 2026 MALİYE POSTASI İÇİNDEKİLER
CEP TELEFONUNA YÜKLENEN PROGRAM İLE ELDE EDİLEN GÖRÜŞME KAYITLARI
ÇEKİN TEMİNAT AMACIYLA DEVRİ - REHİN CİROSU
ÜST YARGI AŞAMASINDA MALİ TATİL
KAMUYA YARARLI DERNEK STATÜSÜ KAZANILMASI VE VERGİSEL AVANTAJLAR
DEVRE MÜLK HAKKININ KİRAYA VERİLMESİ DURUMUNDA KONAKLAMA VE GELİR VERGİSİ UYGULAMASI
FİYAT FARKINA İLİŞKİN KÂĞITLARDA DAMGA VERGİSİ
E-DEFTER YÜKÜMLÜSÜ I İNCİ SINIFA TABİ MÜKELLEFİN II NCİ SINIFA TABİ OLMASI HALİNDE DEFTER BEYAN SİSTEMİNDE DEFTER TUTUP TUTAMAYACAĞI
GÜNEŞ VE RÜZGÂR ENERJİSİ SANTRALİ İNŞAATLARINDA ASGARİ İŞÇİLİK UYGULAMASI
SGK ASGARİ İŞÇİLİK MEVZUATINDA KÖKLÜ YENİLİKLER
İŞ HUKUKUNDAN KAYNAKLI NİTELİKLİ İŞÇİLİK ALACAĞI HESAPLAMALARI
YANGIN NEDENİYLE ZAYİ OLAN MALLAR, SABİT KIYMETLER VE BİNALARIN GİDERLEŞTİRİLMESİ VE KDVSİ
STOKLARDAKİ EMTİANIN İMHA EDİLMESİ
NOTERLİK KANUNU’NUN 33. MADDESİ UYARINCA ÖDENEN VEKALET ÜCRETİNİN VERGİYE TABİ OLUP OLMADIĞI
