Maliye Postası Dergisi
ŞİRKETLER YÖNÜYLE HİLELİ İFLAS SUÇU
Mustafa YAVUZ
1. GİRİŞ
5237 sayılı Türk Ceza Kanununda(1) (TCK) düzenlenen bazı suçlar sermaye şirketlerini (anonim ve limited şirketleri) yakından ilgilendirmektedir. Söz konusu suçlardan birisini de hileli (dolanlı) iflas suçu oluşturmaktadır. Hileli iflas, iflasa tabi bir kişinin, bir ticari faaliyet kapsamında mamelekini azaltmaya yönelik olarak TCK’da öngörülen hileli fiilleri gerçekleştirmesidir. Hileli iflas suçunu işleyenler, anılan Kanunda belirtilen cezayla tecziye edilir.
Sermaye şirketlerinin sağlıklı bir şekilde işlem ve faaliyetlerine devam etmesi, arzulanan bir gayedir. Fakat bazı hallerde, sermaye şirketleri değişik sebeplerden dolayı ticari hayatlarına devam edememekte ve iflas etmektedir. İflas, istem üzerine ve doğrudan iflas olarak ikiye ayrılır. İflasın temel nedeni, şirket borcunun ödenmemesidir. Bu genel iflas sebebi dışında, sermaye şirketleri ve kooperatifler açısından özel bir iflas sebebi de mevcuttur. Bu özel iflas nedeni, şirket ya da kooperatiflerin borçlarının aktiflerinden fazla olması ve borçların kapatılması olanağının bulunmaması halidir.(2)
İşte bu çalışmada, şirketler yönüyle hileli iflas suçu tüm yönleriyle incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
2. HİLELİ İFLAS SUÇU
TCK’nın 161. maddesinde; “Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü yer almaktadır. Zikredilen hükmün devamında ise hileli iflasın varlığı için gerekli olan fiiller, sayılmak suretiyle dört bent halinde belirtilmiştir. Hileli iflas suçunun hareket unsurunu malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflar oluşturmaktadır. Bahsi geçen suç, aşağıda detaylı olarak irdelenmiştir.
2.1. Korunan Hukuki Değer
Hileli iflas suçunda öncelikli olarak hileli olarak iflas eden borçlu karşısında alacaklılar korunmaktadır. Fakat yalnız alacaklılar değil, aynı zamanda ticari ve ekonomik hayatta kişilerin birbirlerine duymasında zorunluluk bulunan güven de korunmaktadır. Keza sarsılan güven, hem alacaklıları hem de toplumsal yapıyı ve ülke ekonomisini olumsuz etkilemektedir.
2.2. İflas Olgusunun Gerçekleşmesi
Hileli iflas suçunun varlığı için öncelikli koşul, asliye ticaret mahkemesince iflas kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesidir. Bu nedenle iflas kararının verilmiş olması, ceza hukuku bakımından “objektif cezalandırabilme şartı”(3) niteliğindedir. İflas kararı, suçun unsuru olmayıp, failin cezalandırılabilmesi için gerekli koşullardan birisidir. Failin eyleminin, iflas kararı öncesi ya da sonrası gerçekleşmesi önemli değildir. Ceza mahkemesi iflas kararının yerindeliğini tartışamamakla birlikte, iflasın hileli yahut taksirli olup olmadığına bizzat karar verir. O halde mahkeme, bu konuda ticaret mahkemesinin kararıyla bağlı değildir.(4)
2.3. Maddi Unsur
Hileli iflas suçu, seçimlik hareketli bir suçtur. TCK md. 161’de bahse konu seçimlik hareketler dört bent halinde sayılmıştır. Kanunda yer alan hareketlerden herhangi birinin, iflas kararından önce ya da sonra gerçekleşmesi durumunda mezkûr suç işlenmiş olur. Kanunda sayılan fiiller haricinde başka bir fiille bu suç işlenemez. Anılan fiillerin etki alanı, kıyasla da genişletilemez. Diğer bir anlatımla, TCK’nın 161. maddesinde belirtilen haller, suçun maddi unsuru açısından sınırlı (tahdidi) olup, tâdâdi (örnek verici) değildir.
Diğer taraftan, suçun varlığı için bir zararın oluşması zorunlu değildir. Hileli tasarrufun ifasıyla suç tamamlanmış olur. O halde, hileli iflas suçu, aynı zamanda bir tehlike suçudur. Bu suçu oluşturan fiiller şunlardır:
2.3.1. Alacaklıların Alacaklarının Teminatı Mahiyetinde Olan Malların Kaçırılması, Gizlenmesi veya Değerinin Azalmasına Neden Olunması
Hileli tasarruf kapsamındaki seçimlik hareketlerden birisi olan bu davranışın, kendi içerisinde de seçimlik hareketler bulunmaktadır. Bu durumda; malın gizlenmesi, kaçırılması, ya da değerinin azalmasına sebep olunması hallerinden birinin vuku bulması hileli tasarruf olarak kabul edilir. Gizlenmesi, kaçırılması veya değerinin azalmasına sebep olunan mallar bahsi geçen seçimlik hareketin konusunu oluşturmakta olup, belirtilen malların alacaklılar lehine rehnedilmiş olması mecburi değildir. Nitekim zaten borçlunun malvarlığının sırf varlığı dahi alacaklılar açısından, alacaklarını tahsil etme yönünden başlı başına bir teminat oluşturmaktadır.(5)
Malın bulunduğu yerden alınarak başka bir yere götürülmesi kaçırma olarak kabul edilebilirken, malın ele geçemeyecek şekilde saklanması, bilgi verilmemesi yahut yanlış/eksik bilgi verilmesi malın gizlenmesi olarak nitelendirilir. Borçlunun iflas masasına devredilmesi gereken mallarının değerinin altında satılması, bulunduğu yerden başka bir yere taşınması, bedelsiz olarak dağıtılması ya da paravan olarak kurulan şirketlere devredilmesi gibi işlemler “malın kaçırılması” olarak addedilir. Malın gizlenmesi, borçlunun malvarlığına dâhil olan bir mal veya değeri kasten veya verilmesi gereken bilginin verilmemesi şeklinde ihmal suretiyle, alacaklılardan yahut iflas memurlarından gizleyerek iflas masasında yer almasının mani olunmasıdır.
Malın değerinin azalmasına sebep olma halinde borçlu, malın ekonomik değerinin azalmasına veya yok olmasına neden olabilecek hareketlerle alacaklıların alacaklarını elde etmesini engellemektedir. Malın bakımsız bırakılması veya tahrip edilmesi, kullanım amacına uygunluğunun ortadan kaldırılması, malın bazı parçalarının sökülmesi, elden çıkarılması gereken zamana kadar elden çıkarılmayarak bozulmasına neden olma gibi malın değerini azaltıcı hareketler de hileli iflas suçunu oluşturabilir.
2.3.2. Malvarlığını Kaçırmaya Yönelik Tasarruflarının Ortaya Çıkmasını Önlemek İçin Ticari Defter, Kayıt veya Belgelerin Gizlenmesi ya da Yok Edilmesi
