Danıştay Kararları,Özelge ve Genel Yazılar
Site Yönetimince İşletilecek Sosyal Tesis İşletmesinin Mükellefiyeti
İlgide kayıtlı özelge talep formunda; … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … (potansiyel) vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellef olduğunuzu, site içerisinde bulunan sosyal tesislerinizde açık havuzla bitişik restoran/kafeterya olarak planlanan mekanda sadece site sakinlerinin faydalanabileceği, ticari amaç gütmeyen bir restoran açmayı yönetim kurulunun …2010 tarihli kararı ile kararlaştırıldığını belirterek, site işletmesinin bu faaliyetinin gelir vergisi, katma değer vergisi ve vergi usul kanunu karşısındaki durumu konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
Bilindiği üzere; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1. maddesinin (ç) bendiyle dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler, vergi mükellefiyetine alınırken, dernek veya vakıflar tüzel kişiliği itibariyle mükellefiyet dışında bırakılmıştır.
Aynı Kanunun 2. maddesinde de vakıf veya derneklere ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler haricinde kalan ticari, sınai ve zirai işletmelerin, vakıf veya derneklere ait iktisadi işletmeler olduğu, bunların kazanç gayesi gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla tevdi edilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, müstakil muhasebeleri ve kendilerine tahsis edilmiş sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerine tesir etmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Sosyal tesislerde su, kahve, çay, meşrubat, hamburger v.s. satışların dernek veya vakıf kurularak yürütülmesi halinde, bu faaliyetler dernek veya vakıflara ait iktisadi işletme sayılarak kurumlar vergisine tabi tutulacaktır. Sözü edilen faaliyetlerin site yönetim kurulunca yapılması halinde ise site yönetim kurulu KVK.nun 1. maddesinin (ç) bendinde sayılan kurumlar arasında yer almadığından kurumlar vergisine tabi olmayıp, adi ortaklık şeklinde değerlendirilerek gelir vergisine tabi olması gerekmektedir.
Diğer taraftan, 193 sayılı GVK.nun 37. maddesinin birinci fıkrasında, her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükme bağlanmıştır.
Ticari faaliyet, bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup kazanç sağlama niyet ve kastının bulunup bulunmaması, böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin "ticari faaliyet" olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak, bir faaliyetin "ticari faaliyet" sayılabilmesi için, kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Buna göre, site yönetim kurulunca sakinlerine hizmet vermek amacıyla açılacak olan sosyal tesislerden (restoran/kafeterya) yararlananlara tüketim maddeleri satışı için yapılan giderlerin hizmetten yararlanan malik ve kiracılar arasında aidat veya başka adlarla paylaştırılması, faaliyetin ticari faaliyet olarak nitelendirilmesine engel teşkil etmemektedir. Zira, faaliyeti yürütmek üzere oluşturulan organizasyonun kazanç sağlama potansiyeline sahip olduğu açıktır.
TARİH : 28.07.2011
SAYI : B.07.1.GİB.4.07.16.01-GVK.2010.108-231
| Bu özelge Maliye Postası elektronik mevzuat yayınlarına Gelir Vergisi Kanununun 37. maddesinin altına kaydedilmiştir. |
| Özelgenin tamamını okumak için tıklayın. |
| Bunun gibi özelgeleri , Danıştay kararlarını , Vergi SGK, İş, Ticaret Mevzuatı ile ilgili güncel konularda uygulamaya yönelik makaleleri düzenli olarak takip etmek, |
| Mevzuta hızlı ve güvenilir bir şekilde erişmek , |
| Ücretsiz danışmanlık hizmetimizle zaman kazanmak, |
| Hediye fırsatlarından yararlanmak için siz de abonemiz olun. |
| Diğer özelgeleri ve Danıştay Kararlarını incelemek için tıklayın. |
| Abonelerimizin sorduğu bazı soruları ve bunlara verdiğimiz yanıtları incelemek için tıklayın. |